Set yolunda bir insanın başına gelebilecek en güzel şey… (: (Taken with instagram)
Dur! Bir vurma bana! Dinle! Allah aşkına dinle!:
Bir orta yolunu bulacağız be ben…
Girdik birbirimize.
Bazen de “sabahlar olmasın”
Ama “bedenini dinlemezsen..” falan filan.
Ben benim ana-babam olmak istemiyorum.
Kimsenin olmak istemiyorum.
O çam ağacına tırmanasım var sadece yine ve yine…
Dal dal, yaprak diken sarılasım.
“Hadi in! Güneşi doğuracağız daha!”
şşşşt! Bir ses geldi. “Kedidir kedi.”
kimbilirsaatkaçvetakvimlerhangigünügöstermekte
senbenobizsizveonlar
Hep kafan güzelmiş gibi. Hep senin ne yaptığının etrafındakiler için önemi yokmuş gibi. Önemli olsa da etrafındakiler için, senin için önemi yokmuş gibi.
Senin ne hissettiğinle ilgili diğer insanların ne düşündüğünün, senin için felç edici ya da harekete geçirici bir güç olmaması gibi.
Herkesi hem ilk kez, hem son kez görüyormuş gibi.
Ve olanlar normal aslında. Bakış açısını değiştirmek gerek. Biraz daha yukarıya çıkabilirsem, oradan bakabilirsem daha iyi anlayabileceğim ve anlatabileceğim.
Tüm bunlar olurken hala “onlar” diye diretiyor içimin bir cücesi. Hayır cücem, onlar ve biz yok. Onlar ve sen hiç yok. Hep biz. Biz. Biz.
Sonra ben gözlerimi kaçırıyorum. Gözlerim durumu kaçırıyor. Saklandık sanıyor gözlerim. Ve anlamaya başlıyor. Onlar zaten farketmiyorlar. Gerçekten farketmiyorlar. Bizim algılarımızın ayarı kaçmış biraz sade. Çok açık, çok saç-ık.
Bir de gerçekten gülmek istediğimizde nedenler gırla cüce.
Her şeyi sahiplenmeye çalışan bilincine, her şeyin hepimizin olduğunu anlattığında daha çok şeye sahip olduğunu hissediyorsun.
Sen-ben yok.
Siz-biz yok.
16:11
Assos KadırgaKoyu , 5Temmuz2011
zzmeetsanimaanimus
Vücudun uykuya ihtiyacı var biliyorum. Ama uyku vücuda ihtiyaç duyar mı?
Hiç sanmıyorum. “Vücudunu bırak ta gel” der uyku. Bu biraz rahatsız edici.
Dalyan,23Temmuz2011
Uyumak istemiyorum. Uyumak umut çünkü. Ama benim umutlarımın hepsi karavana.
Yarınla anlaşamadık bir türlü. Onun hep mazereti var bin türlü. Ve geceler hep kovalıyor uykumu.
Kendimi kandırırsam, “hadi canım, hadi bebeğim, hadi dinlenmemiz lazım” diye, “yemedim ama, hadi bakalım” deyip o beni kandırıyor asıl. Bedenim uykuda. Ruhumun tek gözü hep açık.
Çocukluğum güzeldi benim. Güzelmiş yani. Lüle lüle saçlar, fütursuz neşe, bir maktulün haklı haklılığı, nedensizliği, habersizliği… O kız çocuğu tam karnından bıçaklandı sanki, tecavüz edildi ona, defalarca.
Ne istediğini hiç bilemedi ve her gelen “al işte buydu istediğin” dedi.
Balığın bozuk olduğunu yarısında fark etti hep. Vazgeçmek için çok geç, kusmak için çok erkendi.
O kaybetmeyi hiç tanıyamadı, ağırlayamadı icap ettiğince. Ama kaybetmek hep aşinaydı ona.
Sonra bir gün, susmaya karar verdi.
Dalyan,27Temmuz2011
Yansı-ma!
Herşey nasıl da şekil değiştiriyor. Nasıl da öğreniyor insan.
"Kendi yansımalarımızdır bizi büyüsü altına alan."
10:57 Balıkesir’e 5 km. , 04 Ocak 2011
Dönmekle dönmemek arası bir yerlerdeyim hep… Zerre kadar umurlarında olmadığım insanların sanal yükü omuzlarımda… Hep…
Sabah erken kalkamazsan ne olmuş? Kim işledi içimize bu endişeleri… Gün senin, beden senin, ruh SENİN…
Birinin ölüm ilanını duyurmak, önemli bir mesele hakkında iki laf, güncel sorunları paylaşmak gerçekten (?!) kimin umrunda?
Sanat dışa çıkmak mı? İçe gömülmek mi gün be gün, kulaç, kulaç… Balçık balçık oran buran, kokuşmuş Önce silmek temizlemek lazım, sonra iyileştirmek… Ya olmazsa… İçinde bir şeyler kırılmış hep… Eskisinden sağlam olmaz ki… Bir şeyler kopmuş hep. Onlar değil miydi “Bağlayabilirsiniz ama düğümlerdir teninizi en çok yakanlar” diyen? İkili ilişkiler hakkında konuşmak kolay… Ya ‘bir’li olanlar? İçimizdekiler….?
Deniz altının renklerini gördün bir kere.
Mavisiyle, yeşiliyle, altınıyla…
kafan gömüldü nefessiz… Aldığın nefes azot artık. Sana, bana, ona…
02.51
Soho NY, 26Temmuz2010


